Divan Edebiyatımızdan Seçmeler: I, Hülya CANPOLAT
Tarih: 11.08.2005 Saat: 03:08
Konu: Edebiyat Antolojisi


Bir elinde gül bir elde câm geldin sâkiyâ

Kangısın alsam güli yahud ki câmı ya seni

                                                       NEDİM



 

 

 

 

 

DİVAN EDEBİYATIMIZDAN SEÇMELER

                     

                       GÜLDESTE

 

                      

                         Hazırlayan: Hülya CANPOLAT

 

                               

                          

 

 

                                            GAZEL

 

Haddeden geçmiş nezâket yâl ü bâl olmuş sana

Mey süzülmüş şîşeden ruhsâr-ı âl olmuş sana

 

 

Bûy-ı gül takdir olunmuş nâzın işlenmiş ucu

Biri olmuş hoy birisi dest-mâl olmuş sana

 

 

Şöyle gird olmuş Firengistân birikmiş bir yere

Sonra gelmiş gûşe-i ebrûda hâl olmuş sana

 

 

Ol büt-i tersâ sana mey nûş eder misin demiş

El-aman ey dil ne müşkilter suâl olmuş sana

 

 

Sen ne câmın mestisin aya kimin hayrânısın

Kendin aldırdın gönül n’oldun ne hâl olmuş sana

 

 

Leblerün mecrûh olur dendân-ı sîn-i bûseden

La’lin öpdürmek bu hâletle muhâl olmuş sana

 

 

Yok bu şehr içre senin vasfettiğin dilber Nedîm

Bir perî-sûret görünmüş bir hayâl olmuş sana

 

                                                                     NEDÎM

 

 

 

 

                        GAZEL

 

 

Çıkalı göklere âhum şereri döne döne,

Yandı kandîl-i sipihrün ciğeri döne döne

 

 

Ayağı yir mi basar zülfüne ber-dâr olanun

Zevk ü şevk ile virür cân ü seri döne döne

 

 

Şâm-ı zülfünle gönül Mısrı harâb oldı diyü

Sana iletdi kebûter haberi döne döne

 

 

Sen durup raks idesin karşuna ben boynum eğem

İne zülfün koca sen sîm-berî döne döne

 

 

Ka’be olmasa kapun ay ile gün leyl ü nehâr

Eylemezlerdi tavâf ol güzeri döne döde

 

 

Sen olasın diyü yir yir asılup âyîneler

Gelene gidene eyler nazarı döne döne

 

 

Ey Necâtî yaraşur mutribi şeh meclisinün

Raks urup okıya bu şi’r-i teri döne döne

 

                                                          NECÂTÎ

 

 

 

 

                        GAZEL

 

 

Gitdin ammâ ki kodun hasret ile cânı bile

İstemem sensiz olan sohbet-i yârânı bile

 

 

Devr-i meclis bana girdâb-ı belâdır sensiz

Mey-i zehrâb-ı sitem sâgâr-ı gerdânı bile

 

 

Bağa sensiz bakamam çeşmîme âteş görünür

Gül-i handânı değil serv-i hırâmânı bile

 

 

Sineden derd ile bir âh edeyin kim dönsün

Aksine çarh-ı felek mihr-i dırahşanı bile

 

 

Hâr-i firkatinle Neşâtî-i hazînin vâ-hayf

Dâmen-i ülfeti çâk oldu giribânı bile

                                                            NEŞÂTÎ

                                              

 

 

 

                        GAZEL

 

 

Hevâyı ışka uyup kuy-ı yâre dek giderüz

Nesîm-i subha refîküz bahâre dek giderüz

 

 

Pelas-pâre-i rindî be-dûş ü kâse be-kef

Zekât-ı mey virilür bir diyâre dek giderüz

 

 

Tarîk-i fâkada hem-kefş olup Senâî’ye

Cenâb-ı Külhânî-i Lâyhâre dek giderüz

 

 

Verüp tezelzül-i Mansûrı sâk-ı arşa temâm

Hudâ Hudâ diyerek pây-ı dâre dek giderüz

 

 

Ederse kand-ı lebün hâtır-ı mezâka hutûr

Diyâr-ı Mısra değül Kandehâre dek giderüz

 

 

Felek girerse kef-i Nâ’ilîye dâmânun

Senünle mahkeme-i Girdgâre dek giderüz

 

                                                               N’İLÎ

 

 

 

                        GAZEL

 

Beni candan usandırdı cefâdan yar usanmaz mı

Felekler yandı âhumdan murâdum şem’i yanmaz mı

 

 

Kamu bîmârına cânân devâ-yı derd ider ihsân

Niçün kılmaz bana dermân beni bîmâr sanmaz mı

 

 

Şeb-i hicran yanar cânum töker kan çeşm-i giryânum

Uyarur halkı efgânum kara bahtum uyanmaz mı

 

 

Gül-i ruhsâruna karşu gözümden kanlu akar su

Habîbim fasl-ı güldür bu akar sular bulanmaz mı

 

 

Gamum pinhan dutardum ben didiler yâra kıl rûşen

Disem ol bîvefâ bilmen inanur mı inanmaz mı

 

 

Değildüm ben sana mâil sen ettün aklumı zâil

Bana ta’n eyleyen gâfil seni görgeç utanmaz mı

 

 

Fuzûlî rind-i şeydâdur hemîşe halka rüsvâdur

Sorun kim bu ne sevdâdur bu sevdâdan usanmaz mı

                                                              

                                                                     FUZÛLÎ

 

 

 

                        GAZEL

 

 

Bir devlet içün çerhe temennâdan usandık

Bir vasl içün ağyâra müdârâdan usandık

 

 

Hicrân çekerek zevk-i mülâkâtı unuttuk

Mahmûr olarak lezzet-i sahbâdan usandık

 

 

Düştük kati çoktan heves-i devlete ammâ

Ol dâiye-i dağdağa-fermâdan usandık

 

 

Bir gamla dahi dest ü gir’ibandan usanmaz

Bir yâr içün ağyar ile gavgadan usandık

 

 

N’âbî ile ol âfetin ahvâlini naklet

Efsâne-i Mecnûn ile Leylâdan usandık

 

                                                         NÂBÎ







Bu haberin geldigi yer: ::EGE EDEBIYAT::
ege-edebiyat.org

Bu haber icin adres:
ege-edebiyat.org/modules.php?name=News&file=article&sid=142