DİL YETİSİ  (lisan) VE BİLDİRİŞİM 


                                                                           

 

    Henriette Gezundhajt

                                                               Tercüme, Türkçe’ye uyarlama: Prof. Dr. Rıza FİLİZOK             

DİLBİLİM

Beşerî dillerin bilimsel incelenmesidir.
(Doğal dilleri, çeşitliliği içinde anlama faaliyetidir).

Dilbilimci,dil fenomenleri karşısında tasvir edici (descriptive), betimleyici bir tavır alır.

 

BİRKAÇ ÖNEMLİ HATIRLATMA

Dilbilimciler birçok dili bilmek zorunda değildir. Onlar,üzerinde çalıştıkları dilleri mükemmel olarak tanımak zorunda değildir, buna karşılık dil sistemlerini tanımak zorundadırlar.

Dilbimciler, bir dilin bütün kelimeleri ( lexique) hakkında bilgi sahibi değildir. Onlar sözlüklerden yararlanırlar.

Dilbilimciler, mutlaka etimoloji bilmek zorunda değildir. Kelimenin menşeinin incelenmesi art zamanlı dilbilim dalının görevidir.

Dilbilimciler kurallar koyan gramerciler de değildir. Onlar moral, estetik ve duygusal değerleri olan dili mümkün olduğu kadar objektif bir tarzda ve tasvirî (description ) bir yol izleyerek incelerler.

I Dil yetisi (langage), dil (langue) ve söz (Parol)

Dil Yetisi (Lisan)

Dil

Söz

İnsana (beşerî varlığa) has bildirişim yeteneği.

Sonradan kazanılmış ürün : bildirişim aleti; aynı topluma ait müşterek kurallar  sistemi üzerine inşa edilmiş kod (code).

Konuşan bir özne tarafından dilbilimsel bir kodun kişisel kullanımı.


Diller, tamamen tabiî bir ürün değildir: Meselâ, bir çocuk belli bir dilin dünyasında yaşamadan bir dili öğrenemez. Diğer taraftan, dil bir kültür ürünü de değildir, çünkü bir dil sistemi, karar ve kararnamelerle, emirlerle, istekle değiştirilemez.

Tabiî dillerin “tabiî” olarak adlandırılmasının sebebi, onların insanlar tarafından (iradî olarak) icad edilmemiş olmalarındandır. “Esperanto” dili yahut “informatique” lisanlar gibi imal edilmiş diller yapma dillerdir ( langues artificielles).


Norm (Norme)

Kullanım (Usage)

Dilbilgisinde olduğu gibi belli bir sistemde kabul gören kurallara norm denir.

Belli bir dili kullanan toplum tarafından kabul edilmiş bir normun çeşitlemelerine kullanım denir.

İyi bir Türkçe anlatımda “merdivenleri çıktım” denir, “merdivenleri bindim” norm dışıdır.

Çarşıya vardım. Çarşıya ulaştım.

 

Kod (Code)

Mesaj üretmeyi sağlayan kabuller, anlaşmalar bütününe kod denir; kod, dilin dayandığı şifreleme sistemidir.
 Kod, mutlaka dilbilimsel olması gerekmeyen bir bildirişim formudur. Dil bir kodlamadır ama, her kodlama dil değildir.

Ör. Mors bir koddur fakat, bir dil (langue) değildir.

Belli başlı karşıtlıklar (mukabiller, “opposition”lar:

  Dil yetisi (lisan, Langage)            /Dil(langue)

Dil/ Belli Bir dil

dil/söz

dil/kod

soyut/somut

Genel(général) /Hususi (particulier)

bütün/parça

asli/zorunlu

 

Sözlü kod (Code oral)

Yazılı kod(Code écrit)

 Sesli birimler (unités sonores)

Alfabetik sistemler, “syllabiques” yahut  “idéographiques” sistemleri.

Örn.: 2 796 konuşma dili vardır.

Bildirişim amaçlı olmaktan çok hatırlama amaçlıdır.
Sadece 350 kadar yazı dili vardır.

 

Her dilin bir grameri vardır, yani yazılı bir kodu bulunmayan diller de bir gramere dayanır. Bir dilin her kullanıcısı, o dilin kurallarının sezgisel bilgisine sahiptir.

Art zamanlı inceleme (Étude diachronique)

Eş zamanlı inceleme (Étude synchronique)

Fenomenleri tarihsel değişim açısından tahlil eder.

Ferdinand de Saussure tarafından kurulmuştur. Bir dilin belli bir anının iç görevler açısından organizasyonunun gözlemlenmesidir.

“İyi” kelimesinin eski şekilleri “eyü” ve “edgü” tarzında idi.

Standart Türkçede “meselâ ve”örneğin” kelimeleri eş zamanlı olarak kullanılmaktadır.


II İşaret ve Delâlet “Gösterge ve Anlamlama” (“Le signe” ve “la signification”)



 Dilbilim, işaretleri inceleyen göstergebilimin (la sémiologie) bir alt kümesidir.

 

İşaret 1 :

 İnsan için anlamı olan “indice”ler, “icone”lar, semboller ve dilbilimsel işaretlerin hepsine işaret denir.

Doğal  ve yapay işaretler vardır. İşaretler aşağıdaki gibi sınıflandırılabilir :

 



 

 

 

 


İkon (icone)

 

Sinyal (signal)

 
                                                                                                                           

Sembol

 (symbole)

 
 

 

 


İndis

(Indice)

 “Göremediğimiz yahut bilmediğimiz başka bir olgu hakkında bize bazı şeyler bildiren doğrudan algılanabilir olgu.” ( Prieto, Sémiologie, dans Le Langage, La Pléïade, p. 95)

İndis ile göndermede bulunduğu varlık arasında bir içerme bağı vardır. İndis, aslında deneysel bir olgunun (phénomène empirique) parça bütün ilişkisi içinde ortaya konulmasıdır.

Duman ateşin varlığını gösteren bir indistir.


 

Sinyal

(Signal)

« İndis olarak kullanılmak için yapay olarak üretilmiş olgudur». (Prieto, Sémiologie, dans Le Langage, La Pléïade, p. 96).

 Anlaşmaya dayanılarak iradi olarak (istemli) seçilerek kullanılır .

Sinyal, anlaşmaya dayanan bir mesajda tek anlamlı bir içerme ilişkisi yaratır.Sinyal iradi olarak, anlaşmaya bağlı olarak  kabul edilir ve bir reaksiyonu başlatır.

Sinyal dilbilimsel bir işaretin bütün özelliklerine sahiptir, fakat o sentaks dışında hareket eder. Diğer elementlerle çizgisel olarak birleşmez. Mesela yol panoları işaretleri bir bütün oluşturur, fakat bu birleşme çizgisel değildir. Bu eş zamanlı bir birleşmedir, zincirleme bir birleşme değildir.

Ör.:Bazı trafik işaretleri


Sembol

(Symbole)

Herhangi bir kültürde şekli yahut nitelikleriyle kendiliğinden soyut yahut somut herhangi bir anlamı ifade eden sinyale sembol denir.

Bu anlaşmaya dayalı bir anlatım tarzıdır, anlaşılabilmesi , anlaşmanın bilinmesine bağlıdır

Ör.: Sulh güvercini

 İkon

(Icône)

Gösterdiği varlığın algısal taklidini sağlayan yapay

bir işarettir.

Mesela, onomatope kelimeler sesli bir ikondur.

Buna karşılık bir fotoğraf bir ikon değildir.Bu, semiyolojik açıdan bir ortaya koyma (représentation) değildir.





Dilbilimsel İşaret  (Le signe linguistique) (İşaret 2)

İşaret 2

İşaret, bir kavramla “le signifí锠 akustik bir imajın (sesin) “le signifiant”  birliğinden oluşur.

 

İşaretlenen

(Signifié)

Kavram (concept), anlam içeriği “contenu sémantique”.

İşaretleyen

(Signifiant)

Sesin zihnî imajı, ses ifadesi (expression phonique) 

İşaretleyen ve işaretlenen arasındaki ilişki sebepli olan (motivés) ikon ve piktogramın (resim-yazı) aksine sebepsiz (arbitraire)  ve gereklidir (nécessaire), yani göndermede bulunduğu nesneye  görgül (empiriquement) olarak bağlıdır. Ancak ses taklidi kelimeler (onomatopées) kısmi sebepli işaretlerdir.


 İşaretleyen, zamanda var olan çizgiselleşmiş bir ses olgusudur. Buna karşılık işaretlenen bilmeye dayanan (cognitif) bir olgudur, başka bir deyişle karakteristik olan niteliklerin sağlam bir bütünlüğüdür. İşaretle ilişkili üçüncü unsur, işaretin ifade ettiği eşyadır (référent).  Eşya fizik bir fenomendir, dünyadaki nesnenin kendisidir:

 

 

 

 

 


 Dillerdeki işaretler, birbirlerinin tam karşılığı değildir. Aralarında kelimesi kelimesine bir uygunluk yoktur.

Anlamlandırma –Dillendirme

(Signification)

Anlamlandırma, işaretleyenden işaretlenene yahut işaretlenenden işaretleyene geçiştir.

Köpek, köpekgiller ailesinden evcil bir hayvandır.





III Dil yetisi (Langage ) ve bildirişim (communication)



 Yüzyılın başında ortaya çıkan teknolojik yenilikler (telefon, televizyon) dilsel faaliyetlerin gelişmesini sağladı.

 

 

 

 

 

 

BİLDİRİŞİM ŞEMASI (SCHÉMA DE LA COMMUNICATION): Roman Jakobson (1963)

 

 

Metin Kutusu: NESNE (contexte “referent”)



 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 




 

 

 

 

 

 

Medyalaşmış: Telefon, TV (interactive)

 

Doğrudan:

Diyalog

 

İki yönlü (Bidirectionnelle)

 

Tek yönlü (Monodirectionnelle)

 

Medyalaşmış:

TV-Radyo

 

Doğrudan:

Monolog

 

     Alıcı-Verici

 
Alıcı- Verici İlişkisi